Haberler

TEKNOFEST ROKET YARIŞLARI AKSARAY’DA GERÇEKLEŞTİRİLDİ

TEKNOFEST kapsamında ROKETSAN desteğiyle düzenlenen roket yarışları Aksaray’da gerçekleştirildi. Yarışları Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mustafa Varank, Cumhurbaşkanlığı Savunma Sanayii Başkanı Prof. Dr. İsmail Demir ve Türkiye Teknoloji Takımı Vakfı Mütevelli Heyeti Başkanı Selçuk Bayraktar da izledi.
İstanbul Havacılık, Uzay ve Teknoloji Festivali (TEKNOFEST) kapsamında ROKETSAN desteğiyle Aksaray'da düzenlenen yarışlarda üniversite ve lise öğrencilerinden oluşan 79 takım mücadele etti.
Yarışlardan sonra basına açıklama yapan Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mustafa Varank, TEKNOFEST'in teknoloji, uzay ve havacılık gibi alanlarda gençlerde ve çocuklarda merak uyandırmak için düzenlenen bir festival olduğunu ifade etti. Varank, festivalin en önemli konusunun yarışmalar olduğuna dikkati çekerek şöyle konuştu:
"Tüm Türkiye'de binlerce takım ve genç bu yarışmalarda geliştirdikleri teknolojilerle ortaya eserler koymaya çalışıyor. Burada ilgi alanlarına göre yarışmalarda netice almaya çalışıyorlar. Teknoloji, uzay ve havacılık gibi geleceğin ilgi alanları ülkemiz açısından önemli. Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı olarak, TEKNOFEST'in düzenleyicisi olarak, T3 Vakfı ile birlikte bu alanlardaki insan kaynağını yetiştirmek üzere elimizden gelen bütün gayreti gösteriyoruz."
Geçen yıl da roket yarışmalarını izlemek üzere Aksaray'a geldiğini anımsatan Varank, TÜBİTAK SAGE ve ROKETSAN'ın gençleri roket alanında desteklediğini belirtti. Varank, uzay ve havacılık alanında gelecek nesillerde etki oluşturmaya ve Türkiye'nin geleceğine etki edecek gençleri yetiştirmeye çalıştıklarını vurgulayarak, şunları kaydetti:
"Bundan sonra da bütün faaliyetlerimizi, özellikle sivil toplum kuruluşları ve paydaşlarla beraber sürdürmeye devam edeceğiz. TEKNOFEST'i uluslararası bir organizasyon haline getirmeye çalışıyoruz. TEKNOFEST'te herkesin ilgisini çekecek, çeşitli teknoloji sunumları, hava ve kara araçlarının sergileri de yer alacak. Uluslararası katılımcıları bu yıl görebileceğiz. Rusya ve Ukrayna'dan hava araçları gelecek, bu yılki TEKNOFEST'e katılacak. Rusya'dan bir takım, havacılık gösterileri düzenleyecek. Biz, Türkiye'deki bu alanda çalışan herkesin katkılarıyla, gelecek nesillerin içindeki inovasyon ateşini yakmak üzere bunu uluslararası bir şekilde gerçekleştirmek üzere çalışmalarımıza devam edeceğiz. Bu yıl TEKNOFEST, 17-22 Eylül tarihlerinde İstanbul Atatürk Havalimanı'nda gerçekleşecek. Daha merkezi bir mekan. Bir milyon rakamını bu yıl geçmek istiyoruz. Tüm halkımızı TEKNOFEST'e davet ediyoruz. Orada hem yarışmaları izlesinler hem de Türkiye'nin milli teknoloji hamlesi çerçevesinde geliştirdiği teknolojilere ve ürünlere şahitlik etsinler."
"Geleceğe daha umutla bakmaya başladık"
Cumhurbaşkanlığı Savunma Sanayii Başkanı Prof. Dr. İsmail Demir ise Türkiye'nin savunma sanayi alanında iyi noktada olduğunu ancak bunun yeterli olmadığını söyledi. Ülke olarak "çok hızlı koşmamız" gerektiğini ifade eden Demir, şöyle konuştu:
"Bu koşulları sağlayacak olan dinamik genç ve enerjik nüfuslu arkadaşlarımızın teknolojiye olan ilgilerini tetiklemekle ilgili T3 Vakfı gibi sivil toplum girişimlerinin çok önemli olduğuna inanıyoruz. Bugünkü yarışmalarla bunun bir kısmına şahitlik ettik. Gençlerimizin heyecanını yerinde gördük. Geleceğe daha umutla bakmaya başladık. İnşallah geleceğe dönük bu yürüyüşümüzü müthiş bir koşuya çevireceğiz. Gençlerimizde şu anda oluşan odaklanma, heyecan ve merak inanın çok hızlı bir şekilde Türkiye'de zincirleme reaksiyonu başlatacak."
"Amacımız, ülkemizin kritik ihtiyacı olan nitelikli insan kaynağını çekirdekten yetiştirmek"
Türkiye Teknoloji Takımı Vakfı Mütevelli Heyeti Başkanı Selçuk Bayraktar da TEKNOFEST'in birinci senesinde dünyanın gün başına katılımda ikinci büyük havacılık etkinliği olma unvanını kazandığına dikkati çekti. Bayraktar, "Bu yıl da çok daha büyük bir katılımla ve heyecanla devam ediyor. Bu yıl 56 paydaş TEKNOFEST'in 2. yılını düzenliyor. TEKNOFEST bu yıl İstanbul Atatürk Havalimanı'nda ve 6 gün. Geçen yıla oranla sayının inanılmaz yüksek olduğundan bu yıl tahminimiz 1 milyonun üzerine çıkacağı yönünde. Kayıtlara baktığımızda geçen yıla oranla 5 misli artış görüyoruz." diye konuştu.
Bayraktar, TEKNOFEST'i, teknoloji üreten bir Türkiye'nin milli teknoloji hamlesini gerçekleştirme idealiyle yaptıklarını bildirdi. Buradaki roket yarışmasının düzenlenmesindeki temel amaçlarının ise uydu ve hava savunma sistemlerinde genç nesilleri bu alanlara özendirmek olduğunu vurgulayan Bayraktar, şöyle devam etti:
"Amacımız, bu alanlarda ülkemizin kritik ihtiyacı olan nitelikli insan kaynağını çekirdekten yetiştirmek. Burada da 2 atış izledik. Ondan öncede iki gün boyunca başarılı atışlar oldu. Bu genç kardeşlerimiz şu anda ufak gözükse de bir yıl boyunca önce hayal ettiler, sonra araştırdılar, sonra geliştirdiler. Sonra da prototip roketlerini tasarladılar, 3 saniyede 3 bin metreye fırlatmak için. Bizim de insansız hava araçlarındaki yolculuğumuz benzer şekilde başlamıştı, bundan tam 15 yıl önce. İlk olarak ülkemizin milli güdüm sistemi olan mini insansız hava aracıyla başladı. Sonrasında Bayraktar TB2 dediğimiz 100 bin saatin üzerinde uçmuş Türk Silahlı Kuvvetleri'nin envanterinde ve havacılıkta çok gelişmiş ülkelere satılan, kendi sınıfında dünyanın en iyisi olarak değerlendirilen... Ukrayna'ya da ihraç ettik. Çok kritik terörle mücadele operasyonlarında görev almış Bayraktar TB2'yi geliştirdik. Sonrasında da şu anda 5,5 ton ağırlığında çok stratejik görevler yapabilen, yani 15. yılın sonunda dünyada sadece 4 ülkenin yapabileceği Akıncı İnsansız Hava Aracını geliştiriyoruz. Dün gece bunun motor testini yaptık."
"19 farklı teknoloji alanına 55 bin öğrenci başvuru yaptı"
TEKNOFEST'e geçen yıl 2 bin takımın başvuru yaptığını aktaran Bayraktar, şunları kaydetti:
"Bunların 750'si finale kalmıştı. TEKNOFEST'E Bu yıl yaklaşık 17 bin takım başvuru yaptı. 19 farklı teknoloji alanına 55 bin öğrenci başvuru yaptı. Bunların hepsi geleceğin trendi olan teknoloji alanları. 81 ilden başvurular var. 120 ülkeden bu yarışlara ve girişimcilik zirvesine katılım var. Bir anlamda ikinci senesinde çok geniş bir uluslararası coğrafyaya da uzanmayı başardı. İnşallah bu yıl da ve sonraki seneler de daha da büyüyerek ve genişleyerek ülkemizin kendi teknolojilerini sadece üreten değil hayal edip, araştırıp ve geliştirip üreten milli teknoloji hamlesiyle ideallerini gerçekleştiren nesiller yetiştirmesine vesile olmasını ümit ediyoruz."
Konya Büyükşehir Belediye Başkanı Uğur İbrahim Altay, ROKETSAN Genel Müdürü Selçuk Yaşar da çalışmaları ve roket atışlarını izledi.

  • Eylül
  • 08
  • 2019

ÇEKYA’DAN SSB’YE ZİYARET

Cumhurbaşkanlığı Savunma Sanayii Başkanı Prof. Dr. İsmail Demir, Çekya Sanayi ve Ticaret Bakanı Karel Havlıcek’i SSB’de misafir etti. Başkan Demir ve Bakan Havlıcek başkanlığında iki ülke heyetleri arasında toplantı gerçekleştirildi.

  • Eylül
  • 03
  • 2019

ROBOİK “İNSANSIZ VE OTONOM KARA ARAÇLARI” FİNALİ SSB'DE YAPILDI

ROBOİK “İnsansız ve Otonom Kara Araçları” Yarışması Finali Cumhurbaşkanlığı Savunma Sanayii Başkanlığı’nda yapıldı. Toplam 34 takım/katılımcının 3 farklı kategoride projelerini sunduğu yarışmanın ödül töreni Eylül ayında İstanbul’da düzenlenecek Teknofest’te gerçekleştirilecek.
Savunma sanayinde önemi giderek artan insansız ve otonom sistemler alanında, Cumhurbaşkanlığı Savunma Sanayii Başkanlığı tarafından düzenlenen “ROBOİK” çatısı altındaki yarışmalardan “İnsansız ve Otonom Kara Araçları (İKA) Geliştirme Yarışması” 27-28 Ağustos 2019 tarihlerinde Ankara’da yapıldı.
Öğrenci ve Bağımsız Katılımcılar kategorisinde 78, Küçük Ölçekli İşletmeler kategorisinde 8 başvurunun yapıldığı projeler; Savunma Sanayi Başkanlığı, akademisyenler ve savunma sektörü çalışanlarından oluşan 20 kişilik Jüri Heyeti tarafından değerlendirildi. Değerlendirme sonucu 14 farklı üniversiteden 20 Öğrenci takımı ve 9 Bağımsız Katılımcı ile Küçük Ölçekli İşletmeler kategorisinde 5 takım finale kalarak yarışmaya katılmaya hak kazandı.
Yarışmada Türk Silahlı Kuvvetleri, Jandarma Genel Komutanlığı ve Emniyet Genel Müdürlüğü personeli, akademisyenler ve savunma sektörü çalışanlarından oluşan 26 kişilik Danışma Kurulu tarafından belirlenen otonom görevler içeren senaryolara odaklanıldı.
Öğrenciler ve Bağımsız Katılımcılar Kategorisi için Meskun Mahal, Kurtarma ve İmha Görevleri belirlenerek, yarışmacıların belirleyecekleri 2 kategoride yarışmaları istendi. Küçük Ölçekli İşletmeler Kategorisi için Haritalama, Throwbot ve Offroad Görevleri belirlenerek, yarışmacıların belirleyecekleri 1 kategoride yarışmaları istendi. Serbest Kategori ise prototipi, ürünü veya kabiliyeti olan herkesin gösterim yapabilmesi için belirlendi.
Yarışma ile ilgili önemli bir detay da yarışmaya katılan öğrenci ve bağımsız katılımcılardan oluşan takımlara algoritmalarını gerçekleştirecekleri platform desteği ve Küçük Ölçekli İşletmelere maddi destek sağlanması oldu. Bu sayede, katılımcıların algoritmalara odaklanarak yerli ve milli yazılımların geliştirilmesi hedeflendi.
Yarışmada dereceye girenlere ödülleri Eylül ayında İstanbul’da düzenlenecek Teknofest’te verilecek.
Cumhurbaşkanlığı Savunma Sanayii Başkanı Prof. Dr. İsmail Demir yarışmayla ilgili şu değerlendirmede bulundu: “Roboik Yarışmalarıyla; yetenekli gençlerimizin ve küçük ölçekli firmalarımızın savunma sektörüne aşinalığının kazandırılması, teknolojinin bu alanında Türkiye çapında bilinilirliğin artırılması, teknolojik açıdan yenilikçi fikirlerin ortaya çıkarılması ve bu fikirlerin somut ürünlere dönüştürülmesini amaçlıyoruz. Fikri olan herkese ulaşma yaklaşımıyla başlattığımız Roboik yarışmalarının; yerli ve milli hassasiyetle yürüttüğümüz savunma sanayii çalışmalarımıza ve ileri teknoloji alanındaki projelerimize önemli katkıları olacaktır. Yarışmaya başvuran bütün üniversite öğrencilerimize, katılımcılara ve işletmelere teşekkür ediyor, finale kalan ve dereceye giren yarışmacılarımızı tebrik ediyorum.”

  • Ağustos
  • 29
  • 2019

SSB BAŞKANI PROF. DR. DEMİR TGRT HABER CANLI YAYININA KATILDI

Cumhurbaşkanlığı Savunma Sanayii Başkanı Prof. Dr. İsmail Demir, TGRT Haber'de İhlas Medya Ankara Temsilcisi Batuhan Yaşar'ın sorularını yanıtladı. “Türkiye'nin F-35'lere ne kadar ihtiyacı var? Milli Muharip Uçak (MMU) Projesi'nde son durum nedir ve diğer alternatifler nelerdir?” sorusuna Demir, "Milli muharip uçağının görev rolleriyle ilgili bazı değişiklikler yapılabilir. Bu birinci opsiyon. Milli muharip uçağı geliştirme sürecinde de biz safha safha gideceğiz. İlk çıkan uçak ile 3-4 sene sonra çıkacak uçaklar arasında bir farklılık olacak. Orada değişik unsurlar ve değişik A, B, C modelleri gündeme gelebilir. Diğer yandan da uçak tasarımı ve imalatında gerek tasarımda beraber çalışmak gibi konularda çeşitli ülkelerle görüşmelerimizi devam ettireceğiz” şeklinde konuştu.
Demir, Türkiye’nin F-35 programı üyeliğinin askıya alınmasıyla ilgili, “Bu kararın bir hukuki zemini olması gerekiyor. Yapılan sözleşme çerçevesinde bütün ortakların oy birliğiyle alması gereken kararlar var. Yapılan basın açıklamalarında askıya alma sürecinin ortaklarla beraber alındığı söylenmesine rağmen bizim ortak ülkelerle temaslarımızda böyle bir karar yok, böyle bir kararın altında imza yok, böyle bir kararın olduğuna dair bir delil yok. F-35 programında kalma arzumuzu tekraren beyan ettik. Uçak alımı ile ilgili Türkiye'nin belli bir planı var ve bu planda bir değişiklik yapmadığımızı deklare ettik. Ama bize başka bir yol bırakılmaz ise başka kapıların denenmesi ile ilgili çalışmalarımızı yapacağız. Bu konuda alternatifler her zaman gündeme gelmesi gerekiyor. Hiçbir zaman Türkiye çaresiz bir konumda değildir. Kimse elini kolunu bağlayıp oturacak değil. Biz de böyle bir ülke değiliz. Çok sayıda çözümler sunulabilir” cevabını verdi.
F-16'ların ne kadar süre daha kullanılabileceği yönündeki soruyu yanıtlayan Demir, şöyle konuştu:
“F-16'ların modernizasyonu, bakımı ile ömür uzatılmaya gidilebilir. Bunun yanında F-16'ların kendi geliştirdiğimiz sistemlerle entegre edilerek daha modern ve daha bağımsız bir uçak olması yönünde zaten çalışmalarımız var. Bu çalışmalar Milli Muharip Uçak Projemizde de destek olacaklar ve bu çalışmaların F-16'lara entegre edilmesi ile daha kabiliyetli F-16'lar gündeme gelebilir. Türkiye bu konuda çaresiz kalmaz.”
Paris'te ilk kez görücüye çıkan Milli Muharip Uçağı Projesi ile ilgili de bilgilendirmede bulunan Demir, konuya ilişkin şunları kaydetti:
“Projenin her ay gözden geçirme toplantılarını yapıyoruz. Arkadaşlara kesin talimatlarımız, bu süreci daha da hızlandırmak ile ilgili her türlü tedbiri almak yönünde çeşitli faaliyetlerimiz var. Bizim hayallerimiz büyük olmalı ve başkalarının yaptığı insan yapısı bir şey varsa bir daha iyisini yaparız. Türkiye bugüne kadar bir jet uçağı tasarlamış ve uçurmuş değil. Uçak tasarım kabiliyetimiz ve tecrübemiz de maalesef çok fazla değil. Bu süreçte hayalperest olmamak adına atılması gereken adımları atıyoruz. Uçak projemizi tecrübeli bir tarafla ortak olalım, çalışalım diye İngiliz BAE Systems ile beraber bir tasarım çalışması yapıyoruz ve hızla bu sistemi arkadaşlarımıza entegre ediyoruz. Uçağın diğer sistemleri; radarı, elektronik sistemleri, hidrolik sistemleri, motoru, diğer aksamlar gibi konularda da alt yükleniciler kimler olabilir, nasıl tecrübeyi artırabiliriz gibi çalışmalarımız devam ediyor. Bu bir entegrasyon çalışması olacak. Oldukça uzun bir süre ama bunu kısaltmak ile ilgili bütün tedbirleri alıyoruz. 2023 yılında uçağın şekli şemali ortaya çıkmış, motoru entegre edilmiş halde göreceğiz, yer testleri devam edecek. İlk uçuşu 2026’dan 2025’e çekmeye çalışıyoruz. Biz bu işi başaracağız, başarırken de, dost ve kardeş ülkelerin bugün bir F-35 projesinde olduğu gibi çok ortaklı bir proje olarak bu projeye katılmalarını, hem kendilerinin bu konuda bir tecrübe kazanmaları, gerek insan ve gerek finansman kaynağı olarak buna katkıda bulunmaları ve sonuçta bu projeden istifade etmelerini bekliyoruz. Şu anda aktif olarak çeşitli dost ve kardeş ülkelere gelin bu projeye ortak olun diyoruz.
Savaş uçağımızın motorunun milli motor olmasını önemsiyoruz. Milli Muharip Uçağının ilk prototiplerinde hazır bir motor olabilir ama ilaveten kendi motor tasarım yolculuğumuzda da benzeri şekilde ortaklık yapacağımız şirketler var. Rolls-Royce ile görüşmelerimiz geçmişte oldukça detaylı yürüdü. Belli bir yerdeyiz şu anda. Sonuca varmamız halen mümkün ama diğer alternatifleri de konuşuyoruz. Kendi çalışmalarımızı devam ettirmek yanında ortaklık ve beraber çalışma yönünde de temaslarımız var. Kendi motorumuzu üretmemizin yolu kendi bilgi ve tecrübemizle üretmek. Eskişehir'de geçen yıl açtığımız malzeme test laboratuvarımız oldu. Motorun kalbi malzeme. Eğer bu şekilde yüksek sıcaklıklara dayanacak malzemeler ile çeşitli malzemeleri bilmezseniz bu işte yol alamazsınız ve bu tür malzemelerin özelliklerinin de bilgilerini hiç kimse size vermez. Bu açıdan kolları sıvadık ve bir yerden başladık. Sıfırdan bazı testleri yapmak üzere bu yolculuğa çıktık. Malzeme testlerini yapacağız, üretim metotlarını gündeme getireceğiz. Lisans altında bazı şeyler verilebilir ama bu birkaç nesil eski teknoloji olur. Bir dizi kısıtla beraber geliyor. Biz size bunu verdik ama kendi uçağınızda kullanabilirsiniz, satmak isterseniz satamazsanız gibi bir şey var.”
“Almanya, Fransa ve İspanya'nın F-35'e alternatif veya rakibi olarak 5. nesil uçak projesi var. Türkiye'nin de bu projede yer alması söz konusu mu?” sorusuna Demir, “Dünyada 5. nesil uçak üreten ülke sayısı çok az. Avrupa'nın böyle bir çalışması yoktu. Biz İngilizler ile beraber çalışma, görüşme sırasında aslında Milli Muharip Uçağımızın İngilizler de bu konuda hemfikir olurlarsa Avrupa'nın da ihtiyacı olabilecek bir uçak olarak tasarlanabileceğini hem İngiltere hem de Türkiye'nin bunu kullanabileceğini söyledik. Bu konuda ortak bir çalışma olmasının makul olduğunu belirttik ve bunu değerlendireceklerini belirttiler. Ancak geçen sene İngiltere bir proje açıkladı, gelecek savaş uçağı projesi. Bu kavram çerçevesinde bizimle bir ortaklık deklare edilmedi. Kendileri şu anda uçağın kendisi olmasa bile alt sistemlerinde bir ortaklık olabileceğini ifade ettiler. Diğer taraftan da Fransa, Almanya, İspanya böyle bir projeli Paris'te açıkladılar ama bu projeler sadece ismi olan, maketleri bile kabaca çalışılmış projeler. Biz bu konuda baya yol aldık, onlardan çok daha önde olduğumuzu söyleyebiliriz. Oradan bir teklif gelirse değerlendiririz” yanıtını verdi.
Demir, “ABD Hava Kuvvetleri Komutanı F-35'leri İncirlik'e getirebileceklerini söyledi. Bu konuya yönelik bir değerlendirmede bulunabilir misiniz?” sorusuna yönelik şunları dedi:
“S-400 ile F-35'in aynı ortamda olması ile ilgili argümanı oturup konuşamadık. İlave tedbirler gerekiyorsa onları konuşalım ama konuşulmuyor. Hala bu konuyu teknik temelde tartışmış değiliz. Şu anda bir mesafe alamadık.”
S-400’lerde ikinci sevkiyatın ne zaman başlayacağı ile ilgili Savunma Sanayii Başkanı İsmail Demir:, “İkincisinde çok fazla detay var ama o detaya kamuoyu önünde girmek istemiyoruz. Bu detaylar tam şekillenip hayata geçtiği zaman duyulsun isteriz. Gelecek sene sonunda da teslimat ile ilgili süreç başlayabilir'' dedi.
S-400'lerde ikinci teslimat gelecek sene sonunda başlayabilir' diyen Demir, şunları söyledi:
“Birinci sistem gibi değil ikinci sistem. İkinci sistemde bir ortak üretim, teknoloji paylaşımı, yazılım entegrasyonu gibi bir dizi adım var ve oradaki kazanımların birinci sisteme de entegre edilmesi var. Bu sistemdeki dost düşman tanıma unsurları ve yazılım gibi konuların bizim kontrolümüzde olması bizim için hayati öneme sahip. Bunun hayata geçmesi lazım ve karşı tarafla da bu konuyla mutabıkız. Bunun hayata geçmesi belli bir süreç. Bizim için asıl olan milli ve yerli üretim. Bunu yaparken de hava savunma sistemi gibi konularda yabancı tedariklerle mutlaka ve mutlaka bir teknoloji geliştirme unsurunun işin içinde olması bizim için hayati önem taşıyor. Zaten önceki görüşmelerimizde de sürekli vurguladığımız konu buydu” dedi.
“S-400'ler nasıl çalışacak? Kumanda Türkiye'nin elinde mi olacak? Rusya bu sisteme müdahale edebilecek mi?” sorusuna Demir, şu cevabı verdi:
“Kumanda Türkiye'nin elinde olacak mı gibi sormanın gereği yok. Tabii ki Türkiye'de olacak kumanda. Bu sistemde Türkiye'nin istemediği hiçbir şey yapılamaz. Türkiye gerekli eğitim ve hazırlığı yaptıktan sonra bu unsura tamamen hakim olacaktır. Şu anda kullanıcı unsurlar Milli Savunma Bakanlığı ve Hava Kuvvetleri bu konuda çok titiz oldukları için dört dörtlük bir hazırlıkla sistemi tamamen kendi kontrolümüze almak ve kullanmak üzere hazırlıklarını devam ettiriyorlar.”
HİSAR-O ve HİSAR-A'lar ile ilgili de bilgi veren Demir, testlerin devam ettiğini belirterek şunları söyledi:
“Gelecek senenin sonunda bunların hazır olacağını ve seri üretime başlayacağımızı düşünüyoruz. 2021-2022 yıllarında HİSAR A, HİSAR O ve SİPER diye anons ettiğimiz daha uzun menzilli, bu sistemler kademe kademe 2020'den sonra devreye girecekler ve bu da bizim kademeli hava savunma sistemimizi tamamlamış olacak.”

  • Temmuz
  • 31
  • 2019

MİLLİ EĞİTİM BAKANLIĞI COĞRAFİ BİLGİ SİSTEMİNİN TANITIMI YAPILDI

Milli Eğitim Bakanlığınca (MEB), 2023 Eğitim Vizyonu'nda yer alan veriye dayalı yönetim anlayışı kapsamında, Bakanlığa bağlı okul ve tesislere ilişkin verilerin yer aldığı Milli Eğitim Bakanlığı Coğrafi Bilgi Sistemi'nin (MEBCBS) tanıtım toplantısı düzenlendi. Sistem Milli Eğitim Bakanlığı ile Cumhurbaşkanlığı Savunma Sanayii Başkanlığı işbirliği ve Havelsan tarafından hayata geçirildi. Tanıtım Toplantısına Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk, Cumhurbaşkanlığı Savunma Sanayii Başkanı Prof. Dr. İsmail Demir, Çevre ve Şehircilik Bakan Yardımcısı Fatma Varank ile Milli Eğitim Bakan Yardımcısı Reha Denemeç katıldı.
Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk, Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu Toplantı Salonu'nda düzenlenen MEBCBS tanıtım toplantısında yaptığı konuşmada, verinin politikaların belirlenmesinde stratejik değeri olduğunu belirterek, aldıkları kararların veriye dayalı geliştirilmesi için çalıştıklarını söyledi.
Eğitime ayrılan bütçenin her lirasını daha iyi değerlendirilebilmenin yollarını aradıklarını ifade eden Selçuk, bunun çözümünün de veriye dayalı karar almaktan geçtiğini vurguladı.
Selçuk, 2023 Eğitim Vizyonu'nun veriye dayalı politikaları merkeze alan bakış açısıyla hazırlandığını hatırlatarak, "Bakanlık olarak bu kadar hızlı değişimin olduğu bir dönemde, bizim çok sayıda okulumuzun, yüz binlerce öğretmenimizin, milyonlarca öğrencimizin bulunduğu sistemde çok daha hızlı hareket edebilmek için belki de bütün bakanlıklardan daha fazla bilişimden yararlanmaya, veriye dayalı politikalar üretmeye ihtiyacımız var. Çünkü Milli Eğitim Bakanlığında alınan her bir kararın olumlu ya da olumsuz etkisi çok daha büyük ölçekte yaşanıyor." diye konuştu.
Eğitime doğrudan veya dolaylı olarak katkı sağlayabilecek her türlü bilimsel veri ve teknolojik yeniliği MEB bünyesine taşımaya gayret ettiklerini söyleyen Selçuk, şu ana kadar yapılan ve yapılacak olan okullarla ilgili verilecek her türlü karar için "neye göre karar veriliyor?" sorusunu ortaya koyan ve bunun cevabını taşıyan bir sistem paylaştıklarını ifade etti.
Selçuk, MEBCBS'nin sadece inşaat ve emlak ile ilgili bir mesele olmadığını belirterek, "Bu sistem tüm okullarımızın optimizasyon çalışmalarını yüksek çıtalara taşıyacak bir husus. Milli Eğitim Bakanlığının, Coğrafi Bilgi Sistemi ile yapmaya çalıştığı şey, öğretim daireleri dediğimiz genel müdürlüklerimiz, il ve ilçelerimiz ile okul seviyesinde alacağımız kararların kanıta dayalı olarak alınmasını sağlamak." değerlendirmesinde bulundu.
Bakan Selçuk, sisteme ilişkin şu bilgileri paylaştı:
"Bu sistemin inşasında büyük emek var. Taşınmaz envanteri oluşturmak için öncelik olarak tüm okul ve kamu binalarımız kayıt altına alınıyor. Oluşturulan veri tabanıyla tapu bilgisi, fotoğraf, kullanım türü, derslik sayısı gibi her türlü bilgiye çok rahat bir şekilde ulaşma imkanına kavuşmuş oluyoruz."
MEBCBS'deki verilerin güncel tutulması için merkez başta olmak üzere il ve ilçe teşkilatlarına büyük görev düştüğünü vurgulayan Selçuk, kurumların açılması, kapatılması, yer ve isim değişiklikleri gibi süreçlerin mekansal veri üzerinden güncellenmesi gerektiğinin altını çizdi.
Sistemi geliştirme çalışmalarının süreceğini söyleyen Selçuk, "Devam edecek çalışmaların uluslararası düzeyde bize belli standartları getireceği açıktır. Coğrafi Bilgi Sistemi alanında atılan her adımın merkezden en uzak noktaya kadar her aşamaya etki ettiği bilinciyle, bu alanda dünyaya örnek bir sistem inşa etmeyi kafamıza koyduk." dedi.
Selçuk, projenin hayata geçirilmesinde emeği geçen Bakanlık ve kurumlara teşekkür ederek, "Bu sistemler aslında bizim mevcut yönetimi, durumu idare etmekten yönetime daha büyük bir liderlikle yönetsel süreçleri götürebilmemize imkan sağlıyor. Sistem akıllandıkça, çalışanlar da akıllı davranmak şansına sahip oluyor." ifadelerini kullandı.
Cumhurbaşkanlığı Savunma Sanayii Başkanı (SSB) Prof. Dr. İsmail Demir ise Coğrafi Bilgi Sistemi Projesi'nin yerli kaynaklarla hayata geçirilmesinin gurur verici olduğunu söyledi.
SSB Başkanı İsmail Demir, savunma sanayisinin, güvenlik güçlerinin ihtiyaç duyduğu zırhlı araçlar, gemi, helikopter, insansız hava aracı gibi ana platformların üretiminde belli bir seviyeye geldiğini ifade etti.
Demir, "81 ildeki eğitim kurumlarını kapsayan Coğrafi Bilgi Sistemi Projesi'nin yerli kaynaklardan karşılanıyor olması gurur verici. Bazı ürünlerde dünyada artık sınıfının en iyilerinden olmaya doğru gidiyoruz. Artık bizim için önemli olan bu platformların alt sistemlerinin tamamıyla yerlileştirilmesi ve belirli teknoloji alanlarında Türkiye'yi öncü haline getirmek." dedi.
Öğrenciler için güvenli eğitim ortamı
Savunma sanayisinin sadece Türk Silahlı Kuvvetlerinin ve güvenlik güçlerinin ihtiyaçlarını karşılayan bir sektör olmadığını belirten Demir, Güvenli Okul Projesi'ne ilişkin şu bilgileri verdi:
"Proje kapsamında Emniyet Genel Müdürlüğünce riskli olarak belirlenen ve öncelik arz eden 71 ildeki 762 okulda, her bir okul için geçerli olmak üzere 6 sabit ve 1 hareketli kameradan oluşan güvenlik sistemleri kurulmuş, Milli Eğitim Bakanlığı ve Emniyet Genel Müdürlüğünün kullanımına sunulmuştur. Proje kapsamında, tedarik edilen güvenlik sistemleri sayesinde okul ve okul çevresinin, suç ve suçluların sürekli takibi yapılarak öğrencilerin çağın gereklerine uygun güvenli bir eğitim ve öğretim görmesi sağlanmıştır."
"Amacımız yerli çözümlerin kullanılması"
Demir, SSB olarak kurdukları siber güvenlik kümelenmelerinin temel amacının Türkiye'de faaliyet gösteren kamu ve özel sektördeki bütün kurumların yerli çözümleri kullanmaları olduğunu söyledi.
Üniversiteler ve teknoparklarla ilişkilerinin Ar-Ge projeleriyle daha da canlandığını anlatan Demir, üniversitelerin bünyesindeki birçok araştırma merkezi ile ortak projeler geliştirdiklerini dile getirdi.
Demir, savunma sanayisinde nitelikli insan kaynağı ihtiyacının giderilmesine yönelik MEB ile iş birliği yaptıklarını belirterek, bu kapsamda Savunma Sanayii Akademisi, Vizyoner Genç, meslek liselerine dönük öğrenci ve öğretmen yetiştirme programlarının sürdürüldüğünü kaydetti.
Öğrencilerin savunma sanayisine ilgisinin okul tercihlerinde de kendini göstermeye başladığını anlatan Demir, ASELSAN Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi'nin bu sene yüzde 0,46'lık dilimden öğrenci aldığını sözlerine ekledi.

  • Temmuz
  • 30
  • 2019

TÜRKİYE'NİN NADCAP AKREDİTE İLK MALZEME TEST VE ARAŞTIRMA LABORATUVARI TEI’DE AÇILDI

Cumhurbaşkanlığı Savunma Sanayii Başkanı Prof. Dr. İsmail Demir, burada yaptığı konuşmada, savunma sanayinde gerçekleştirilmiş ve devam eden birçok başarılı proje neticesinde Türkiye'nin tecrübe, kabiliyet ve özgüven kazandığını söyledi.
Bu gelişmeler sonucunda teknoloji kullanan bir ülke olmaktan teknoloji üreten konuma doğru bir yolculuğun içinde olduklarını ifade eden Demir, şöyle konuştu:
"Bu yolculuğun bir aşaması da şu anda açılışı için burada bulunduğumuz malzeme test araştırma laboratuvarı. Test konusu Türkiye'nin çok önemli bir eksiği olarak gündemimizde. Bu amaçla TR Test adında bir şirket kurduk. Test lazımsa, üniversitelerde belirli sayıda tam kapasite kullanılmayan test cihazları ve imkanları var. Sadece malzeme alanında değil diğer alanlarda da. Bunları değerlendirelim dediğimizde aslında tam da isteğimizi karşılayamayan bir yapı olduğunu gördük. Demek ki, hep bu fikri aklımızda tutarak ülkemizde yapılan çeşitli laboratuvar ve test tesisi yapılanmalarında bu yapılanmanın belirli setifikasyon kriterlerini de sağlayacak yapılandırılması gereğinde de özel sektöre de hizmet verecek şekilde işletilmesi ihtiyacıyla TR Test'i kurduk. Çalışmaları daha da hızlandıracağız."
Savunma sanayi konusunda ülkede sürekli olarak kamuoyunda sorulan sorulardan birinin motor olduğuna dikkati çeken Demir, "Motor ve bazı alt sistemler. Türkiye 20 yıl önce motor yapımına başladı ancak başaramadı diye bir şey yok. Türkiye'nin motor yolculuğu başlamış bulunuyor. Bunun 4-5 yıllık geçmişi de olabilir. Bu yolculukta inşallah başaracağız." dedi.
"Ülkemizin beklemeye sabrı yok"
Demir, malzemenin bir motor için ne kadar önemli olduğunu bildiklerini belirterek, şunları kaydetti:
"Özellikle gaz türbinli motorlar dediğimizde yüksek sıcaklıkla çalışan malzemelerin önemi ve bu konuda bilginin asla başkalarından temin edilemeyecek derecede kıymetli olduğunun farkındayız. Biz de kendi yolculuğumuzu kendimiz yapar daha hızlı gideriz. Motor konusunda konuştuğumuzda biz test tesisi kurduk malzeme testi yapacağız şu motorun testini yaptık gibi sözlerin ülkemiz yöneticileri nezdinde hiç bir değeri yok, bana sorulan tek soru motor nerede? Netice... Onun için neticeye giden yol uzun ve meşakkatli. Bu uzun yolu bizim de kısaltmakla ilgili her türlü tedbiri almamız gerekiyor."
Türkiye'nin beklemeye sabrı olmadığını vurgulayan Demir, "Etrafımız kaynıyor. Gelecek günler Türkiye'nin özellikle savunma sanayi alanında çok da güçlü olması gerektiğini hatırlatıyor. Biz de bunu aklımızda tutarak hiç unutmayıp bir an önce sonuca gitmek gerektiğini söylüyor ve bu konuda hepimizin bir sorumluluğunun olduğunu iletmek istiyorum." ifadesini kullandı.

  • Temmuz
  • 29
  • 2019

SİBER GÜVENLİK VE SAVUNMA SANAYİİ SEKTÖRLERİ SİBER KAFE’DE BİR ARAYA GELDİ

Türkiye Siber Güvenlik Kümelenmesi tarafından Siber Güvenlik firmalarını farklı sektörlerin temsilcileri ile bir araya getirmek ve işbirliğini artırmak amacıyla düzenlenen “Siber Kafe” etkinliklerinin 6’ncısı “Savunma Sanayiinde Siber Güvenlik” temasıyla SSB Nuri Demirağ Konferans Salonunda gerçekleştirildi.
Cumhurbaşkanlığı Savunma Sanayii Başkanlığı (SSB) himayelerinde düzenlenen etkinliğe, SSB, Genelkurmay Başkanlığı, Jandarma Genel Komutanlığı, Emniyet Genel Müdürlüğü ve Milli Güvenlik Kurulu temsilcilerinin yanı sıra Kümelenme üyesi firmalar ile Savunma Sanayiinin önde gelen firmalarından 200’e yakın kişi katılım sağladı.
Cumhurbaşkanlığı Savunma Sanayii Başkanı Prof. Dr. İsmail Demir tarafından yapılan açılış konuşmasında Siber Güvenlikte yerli ürünlerin kullanımının öneminden bahsedilirken Kümelenmenin ekosisteme sağladığı katkıya da vurgu yapıldı.
SSB Siber Güvenlik ve Bilişim Sistemleri Grup Başkanı Sn. Mustafa Özçelik tarafından Siber Güvenlik Kümelenmesinin 1 yıl içinde yaptığı faaliyetler ve ekosistemin geliştirilmesinde kat edilen yollar hakkında katılımcılara bilgi verilen etkinlikte, SSB Başkan Yardımcı Mustafa Murat ŞEKER moderatörlüğünde, TSK, Jandarma Genel Komutanlığı ve Emniyet Genel Müdürlüğü temsilcilerinin katılım sağladığı “Savunma Sanayiinde Siber Güvenlik Vizyon Paylaşımı” konulu bir panel de gerçekleştirildi.
Savunma Sanayiine yönelik siber tehditler hakkında bilgi verilen Siber Kafe’de, SSB Uçak Daire Başkanlığı tarafından yapılan “Hava Platformlarında Siber Güvenlik Yaklaşımı” konulu sunum ve bir firma tarafından yapılan “Yeni Nesil Silahlara Siber Saldırılar” konulu sunumlar katılımcılardan büyük ilgi gördü.
Kümelenme üyesi firmaların yerli ürün ve kabiliyetlerini stantlarında da sergiledikleri Siber Kafe etkinliği, Savunma Sanayii ve Siber Güvenlik firmalarını bir araya getirerek iki sektör arasında sinerji yaratmasının yanı sıra Savunma Sanayiindeki siber güvenlik ihtiyaçlarının yerli ürünlerle karşılanması konusunda da yol gösterici oldu.

  • Temmuz
  • 25
  • 2019

MALEZYA BAŞBAKANI MOHAMAD, SSB EV SAHİPLİĞİNDE TÜRK SAVUNMA SANAYİİ SEKTÖRÜYLE BİR ARAYA GELDİ

Malezya Başbakanı Yab Tun Dr. Mahathir MOHAMAD, Türkiye ziyaretinde Cumhurbaşkanlığı Savunma Sanayii Başkanlığı (SSB) ev sahipliğinde, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mustafa Varank ve Cumhurbaşkanlığı Savunma Sanayii Başkanı Prof. Dr. İsmail Demir’in de katılımlarıyla Türk savunma sanayii şirketleri ile bir araya geldi. Türk Havacılık ve Uzay Sanayii’nin tesislerinde gerçekleşen ziyarette Savunma Sanayii Başkanlığı (SSB) tarafından Malezya ile Türk savunma sanayii şirketleri arasında olası işbirliklerini kapsayan bir sunum gerçekleştirildi.
Türk Savunma Sanayiini tanıtan SSB sunumunun ardından Malezya Başbakanı MOHAMAD, Türk Havacılık ve Uzay Sanayii’nin tesislerini gezerek, özgün geliştirilen platformlar hakkında bilgi aldı. Yapılan fabrika turunun ardından Malezya Başbakanı MOHAMAD, ANKA, ATAK ve HÜRKUŞ’un uçuş gösterilerini izledi.
Malezya Başbakanı Mahathir Muhammed, ziyaret sonrasında duyduğu memnuniyeti dile getirdi.
Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mustafa Varank, basın mensuplarına yaptığı açıklamada, Malezya ve Türkiye'nin iş birliği yapabileceği birçok alan bulunduğunu vurgulayarak, "Savunma sanayisinde olduğu gibi diğer endüstrilerde de önümüzde büyük fırsatlar duruyor. İnşallah bugün Sayın Cumhurbaşkanımızla yapacakları görüşmelerde bu konuları ele alacağız. Güzel bir sunum yaptık. Kendilerinin memnun olması bizi de memnun etti." dedi.
İsmail Demir de savunma sanayisi alanında imzalanan mutabakat metinlerine işaret ederek, daha somut adımlar atmayı umdukları söyledi. Demir, iki ülke arasındaki iş birliğini daha da geliştireceklerine, çok daha olumlu adımlar atacaklarına olan inancını dile getirdi.

  • Temmuz
  • 25
  • 2019

STM’DE MESLEK ÖĞRETMENLERİNE SİBER GÜVENLİK EĞİTİMİ

T.C. Cumhurbaşkanlığı Savunma Sanayii Başkanı Prof. Dr. İsmail Demir, STM Savunma Teknolojileri Mühendislik ve Ticaret AŞ ve Milli Eğitim Bakanlığı protokolü kapsamında meslek öğretmenlerine yönelik yapılan eğitim faaliyetine katıldı.
Savunma sanayinin ihtiyacı olan nitelikli iş gücünün yetiştirilmesine katkıda bulunmak amacıyla T.C. Millî Eğitim Bakanlığı ile T.C. Cumhurbaşkanlığı Savunma Sanayii Başkanlığı arasında imzalanan “Mesleki ve Teknik Eğitimi Geliştirme İş Birliği Protokolü” kapsamındaki çalışmalar başladı.
Protokol kapsamında Mesleki ve Teknik Eğitim Genel Müdürlüğü ile STM Savunma Teknolojileri Mühendislik ve Ticaret A.Ş. arasında imzalanan alt protokol ile Siber Güvenlik Alanında öğretmen eğitimlerine başlandı. 20 Bilişim Teknolojileri Alan öğretmeninin katıldığı “Siber Güvenlik, Büyük Veri ve Yapay Zekâ Kursu” (Temel Seviye) Savunma Sanayii Başkanlığının iştiraki olan STM tarafından veriliyor.
T.C. Cumhurbaşkanlığı Savunma Sanayii Başkanı Prof. Dr. İsmail Demir de eğitim faaliyetlerine katılarak öğretmenlerle bir araya geldi. MEB ile imzaladıkları protokolün önemine değinen Demir, savunma sanayii alanındaki nitelikli insan gücü ihtiyacının karşılanması için bu eğitimlerin çok önemli olduğunu, eğitimlerin farklı kurumlar ve farklı alanlarda da devam edeceğini vurguladı.

  • Temmuz
  • 19
  • 2019

BAŞKAN PROF. DR. DEMİR’DEN F-35 AÇIKLAMASI

T.C. Cumhurbaşkanlığı Savunma Sanayii Başkanı Prof. Dr. İsmail Demir, STM Savunma Teknolojileri Mühendislik ve Ticaret AŞ ve Milli Eğitim Bakanlığı protokolü kapsamında meslek öğretmenlerine yönelik yapılan eğitim faaliyeti etkinliğine katıldı.
Basın mensuplarının F-35 programında yaşanan gelişmelere ilişkin sorularını yanıtlayan İsmail Demir, Türkiye'nin yaptığı anlaşmaların, attığı imzaların arkasında olduğunu söyledi.
F-35 ortaklığı, F-35 ve S-400 alımı için de bu durumun geçerli olduğunu vurgulayan Demir, "Biz tutarlı olduk. Dedik ki biz bir anlaşma yaptık, yaptığımız anlaşmanın şartlarına birebir uyuyoruz. F-35 olayında bugüne kadar her türlü ödemeyi, yükümlülüğümüzü kusursuz şekilde yerine getirdik. Bütün söylentilere rağmen şöyle olacak, böyle olacak demeden bütün yükümlülüklerimizi yerine getirdik, getirmeye devam ediyoruz." dedi.
Şu anda tek taraflı olarak alınmış bir "askıya alma" kararı bulunduğuna işaret eden Demir, şöyle konuştu:
"Bu karar veya çıkartılma kararı, imza altına alınmış mutabakat zabıtlarında ve anlaşmalarda hiçbir şekilde yeri olmayan ve onlara tamamen muhalif bir karar. Bunun resmi ve yazılı hale gelmesini de bekliyoruz. Bunun neye dayandığıyla ilgili şu anda bizde bir bilgi yok, bunun da dayanağının söylenebileceğini düşünmüyoruz. Onu da bekleyeceğiz, yazışmalarımız olacak.
Biz programla ilgili yükümlülüklerimizin farkındayız ve devam ettireceğiz. Alınan karardan sonraki adımların ne olacağını da göreceğiz. Şu anda 'askıya alma' kelimesi kullanılıyor, 'çıkartılma' kelimesi değil."
Maliyetler artacak, teslimatlar gecikecek
Türkiye'nin programdan dışlanmasının etkilerine değinen Demir, "Programdan Türkiye'nin dışlanması durumunda her bir uçak başına 7-8 milyon dolarları aşacak maliyet artışının diğer ülkelere nasıl yansıyacağının düşünülmesi lazım. Bundan dolayı oluşacak üretici bulmayla ilgili sürecin uçak teslimatlarını ne kadar geciktireceğini düşünmeleri gerekiyor." dedi.
Yaptırım gibi konuların savunma sanayisi için geçici zorluklara yol açsa bile nihai olarak Türk savunma sanayisinin daha güçlü olması neticesini vereceğini vurgulayan Demir, bunun örneklerinin geçmişte görüldüğünü dile getirdi. Demir, şu ifadeleri kullandı:
"Milli Muharip Uçak projemiz hızla devam ediyor. Bu proje daha da hızlanacak. Paris Havacılık Fuarı'nda uçağımızın birebir maketini sunduk. Uçağımızın şekli şemali artık belli, tasarımda ana parametreleri yavaş yavaş donduruyoruz. Türkiye, kendi yerli ve milli savunma sanayisini oluşturmakla ilgili yolculuğunu devam ettirecektir. Bu da bizim için tekraren yeni bir uyarı fişeği; Türkiye'nin savurma sanayisindeki millilik ve yerlilik vurgusunun ne kadar yerinde olduğu ve buna daha ağırlık vermesi, kaynak ayırması gerektiğinin bir işareti olmuştur. Türkiye artık çok çok mecbur olmadıkça dışarıdan bir şey almayacaktır. Kendi milli ve yerli sanayisini destekleyecektir. Cumhurbaşkanımız bunu defaatle tekrarlamıştır. Burada önemli olan kararlılıktır, bu kararlılık da siyasi iradede mevcut, bu irade doğrultusunda işlerimiz devam edecektir."
"TCG Anadolu için F-35 kararı yoktu"
İsmail Demir, bir soru üzerine, TCG Anadolu Çok Maksatlı Amfibi Hücum Gemisi için dondurulmuş ve karar verilmiş kısa kalkış-dikey iniş yapabilen bir F-35 B alımının hiçbir zaman gündemde olmadığını söyledi. Bu konunun fikir olarak tartışıldığını ifade eden Demir, "Gemiye F-35 koyacağız diye kesinleşmiş bir karar zaten yoktu. O yüzden de Anadolu gemisine bir etki olacağını düşünmüyorum." dedi.
Milli Muharip Uçak oldukça kabiliyetli şekilde tasarlanırken Türkiye'nin alternatifleri değerlendirmeye devam edeceğini vurgulayan Demir, "Bir kapı kapanırsa diğer kapılar açılabilir, kendi kapımızı yapabiliriz. Her türlü opsiyon şu anda masada." diye konuştu.
Demir, savaş uçağı konusunda Rusya'nın da çeşitli teklifleri olduğunu belirtti.
İsmail Demir, S-400 nakliyesinin basına kapalı devam ettirilmesine yönelik soruya, "Bunda şaşırtıcı bir şey yok, zaten öyle olması gerekiyordu. Böyle sofistike bir sistem alan ülkenin bu kadar açık şekilde sistemi deklare ettiği pek görülmüş bir şey değil. O açıdan biz de biraz daha tedbirli olunması gerektiğini düşünüyoruz." yanıtını verdi.
Türk şirketlerin durumu
İsmail Demir, Twitter hesabından yaptığı paylaşımda da F-35 programında görev alan Türk şirketlerine şimdiye kadar olumsuz bir durum ulaşmadığını bildirdi. Demir, "Türk şirketlerine şimdiye kadar olumsuz bir durum ulaşmamıştır, aksine siparişlerine devam etmektedirler." ifadesini kullandı. Demir, şunları kaydetti:
"Bu konudaki haklarımız mahfuzdur. Türkiye'nin imalat sürecinden dışlanması uçak başına 7-8 milyondan 10 milyon dolara varan bir ilave maliyet getirebilecek ve program ortaklarının zararına olacaktır.
F-35 ile ilgili olarak, Türkiye Cumhuriyeti ve Türk şirketleri üzerlerine düşen her türlü yükümlülüğü anlaşmalar çerçevesinde eksiksiz yerine getirmişler ve getireceklerdir. F35 ortaklık sürecinden Türkiye'yi dışlamak tek taraflı alınabilecek bir karar değildir."

  • Temmuz
  • 18
  • 2019